Çalıştığım yerin servis taşımacılığını yaptırdığımız birisi vardı. Minibüslerinde çalıştırdığı şoförlerden birisine borcu varmış. Belki de yoktur, ama bana şoförün karısı tarafından öyle söylendi.
İş yerim ile evim aynı binada. Bir gece, bu şoförün karısı, iş yerine geliyor. Mesaide bekleyen memura, servislerin ücretini ödeyen kişiyi soruyor. O da benim olduğumu söylüyor. Kadın benimle görüşmek istiyor. Memur da eve getirip, kapının ziline basıyor ve gidiyor.
Kapının zili çaldığında, kapıyı açmak için kalktım. Gece kim diye de kızıyordum. Elbiselerimi çıkarmış, pijamalarımı giymiştim. Evde benden başka kimse olmadığı için, nete falan takılacaktım. Ağzımın tadı kaçmıştı doğrusu.
Neyse kapıyı açtım, bir de ne göreyim, gençten bir kız. Küçük yüzlü, ama boyu benim boyuma yakın, zayıf birisi. Buyur, dedim. Benimle görüşmek istediğini söyledi. Ben de, gel o zaman içeriye dedim. İçeriye girip oturdu. Edeple oturuyordu. Başı örtülüydü. Ama tesettür için değil, adet olduğu için örttüğü belliydi. Servisçinin parasını sen mi ödüyorsun, diye sordu. Ben de evet dedim. “onun” dedi, “kocama borcu var. Tam beş yüz milyon. ” bu olay 2004 Aralık ayında geçtiği için, 500 milyonu büyük bir para zannetmeyin.
Ben de ne yapabileceğimi sordum. O miktarın kendisine ödenmesini istedi. ”kocam,” diyordu, “hiç sesini çıkarmıyor. O parayı istemiyor. ” sonra ağlamaya başladı. Ben bunun o şoförün karısı olduğunu o zaman anladım. Daha önce genç bir kız zannediyordum. Oysa evliymiş. Yapı olarak genç gösteriyormuş. Bu ağlayarak anlatmaya başladı. Evde odunlarının olmadığını, sobayı yakamadıklarını, yiyecek bulmakta zorlandıklarını, falan, falan, falan…