Askerlik çağım gelmişti. Yaş 24 olmuştu. Üniversite sınavlarında da iki defa girmeme rağmen başarılı olamamıştım. Üç sene önce de annemi kaybetmiştik. Babam 55 yaşılarında memur emeklisiydi. Ablam kocasıyla yurt dışında çalışıyordu.
Başkaca da doğru dürüst akrabalarımız yoktu. Nihayetinde babam bir tanıdık vasıtasıyla evlenmeye karar vermişti. Ben o konuda babamla tartışacak değildim, onu da haklı buluyordum. Ev işlerinden ikimiz de anlamıyorduk, üstelik benim de askerliğim vardı. Sonunda dul bir bayanla evlendi, sadece nikah kıyıldı, o kadar. Düğün falan yapılmadı. Küçük bir kasabada otururken bu defa evlilik nedeniyle kasabanın bağlı olduğu İzmir'de babam ufak bir daire almıştı oraya yerleşmiştik.
Babamın yeni eşi, yani analığım diyeyim babamdan 20 yaş kadar ufaktı, kısa boylu, dolgun vücutlu,esmer tenli, çok hoş bir kadındı. Geniş dolgun kalçaları, etli baldırları hemen göze çarpıyordu. Bedenine göre epeyce ince olan beli yusyuvarlacık iri göğüslerini ortaya çıkarıyordu. Dışarıda çok kapalı (başörtülü ve pardösülü) giyinmesine karşılık evde biraz daha rahat giyiniyordu.
Etli dudaklarının kıvrımları, ve tebessüm ederken yanaklarından fışkıran gamzeler ona şuh bir eda veriyordu. Ama tam manasıyla bir ev kadınıydı. Çok güzel yemekler yapar, bizler de ağız tadıyla doyasıya yerdik. Hamarat bir kadındı yani. İlk beyinden seneler önce ayrılmış, ve Sivas'ta oturan evli bir kızı varmış. Analığımın adı Sevim'di. Ama ben ona Sevim hanım diye hitap ediyordum. Babam hayatından oldukça memnun görünüyordu.
Sevim evi çekip çeviriyor babama da fazla bir iş düşmüyordu. Zaten ben de 3 ay sonra askare gitmiştim. Askerlikte geçen sürelerim benim için çok sıkıntılı olmuştu. Bitmek bilmez askerlik derken sonunda teskeremi almış, İzmire'e dönmüştüm. Sıcak aile ortamının keyfini çıkarıyordum. Ama nedense ya ev yemeklerinin verdiği enerjiyle veya Sevim'in bana gösterdiği sıcak ilgi sebebiyle cinselliğim öyle bir azmıştı ki, ikide bir sikim sertleşeye başlıyor, zaptedemiyordum.
Fırsat buldukça 31 çekiyordum, ama yine de beynimin içini doyuramıyordum. Sonradan farkettim, Sevim'in evdeki cıvıl cıvıl hareketleri, ve bir de külot, sütyen gibi minicik rengarenk iç çamaşırlarını gözümün önünde camekan balkondaki ipe asması beni kudurtmaktaydı. Bunlar aklıma gelince daha da dikkatimi Sevim'e çevirmiştim. Salonda yürürken entarisinden taşan değirmen taşı gibi yuvarlacık götünün zıngırdaması, çıplak ayaklarının ve etli baldırlarının görüntüsü, toparlacık kocaman memelerinin derinlikleri beni çıldırtmaya yetiyordu.
Ama ne yapayım ki babamın karısıydı o. Suçluluk duyguları içinde yarrağımın dikleşmesine de mani olamıyordum. Çoğu zaman kendimi dışarılara atıyordum, avare avare geziyordum. Bir gün bayram ziyaretleri için hep beraber dışarı çıkmıştık.